
XVI.yüzyılın sonunda, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Hollanda’ya götürülen lale,coğrafi
keșiflerin etkisiyle zenginleșen Hollandalıların lüks evlerinin bahçelerini süslemeye
bașlamıștı.Yeni bir çiçek olan laleye olan bu merak çok geçmeden ciddi bir talebi de
olușturmuștu.Yetiștirilen lalelerin satılması ,daha pahalı lale soğanlarının alınmasına neden
oluyordu.Lalenin,reel olarak sadece bir bitki olmasına karșın,bir statü sembolü olarak
algılanması sonucu, fakir Hollandalıların da ilgisi yeni talep ve dolayısıyla yeni yükselișlere
neden olmaktaydı.Bu gelișme üzerine fiyatlar o kadar tırmanmıștı ki ticari anlașmalar lale
üzerinden yapılmaya ve insanlar evlerini lale karșılığı ipotek etmeye bașlamıșlardı.Bu çılgın
süreç devam ederken, bir virüsün mutasyona uğraması sonucu eșsiz șekil ve renkte lalelerin
ortaya çıkması fiyatları daha da yükseltmekteydi.Çılgınlığın zirve noktasına çıktığı 1636
yılında bir lale soğanı ile on iki dönümlük bir arazi ya da Amsterdam’da lüks bir malikane
almak mümkündü.Hatta bazı kaynaklarda varlıklı bir Fransa vatandașının, ülkesindeki bira
fabrikasını bir Hollanda vatandașına, bir lale soğanı karșılığı sattığı da anlatılmaktadır.Ancak
1637 yılında beklenen mutasyonların meydana gelmemesi, lalelerin satılmak istenmesine
neden oldu ve hemen hemen bütün yatırımcıların tüm malvarlığını lale soğanına yatırmıș
olmasından dolayı,piyasada olușan likidite sıkıntısı fiyatların oldukça hızlı bir șekilde
düșmesine neden oldu.Öyle ki fiyatlar sadece bir haftada yüzde 95 oranında düșmüștü.Her
gün onlarca yatırımcı, bu çılgınlık sonucu tüm varlığını kaybettiğinden Amsterdam
kanallarına atlayarak intihar etmeye bașlamıștı.Hollanda krallığı, bu noktada bu trajediye
müdahale ederek lale ticaretini daha küçük ölçekli ve stabil hale getirdi.
Ünlü Fransız yazar, Alexandre Dumas’nın Siyah Lale isimli eserine de konu olan bu finansal
balon,üzerinden yaklașık dört yüz yıl geçmiș olmasına karșın hala çok tartıșılan bir
konudur.Lale çılgınlığı örneğinde olduğu gibi. toplumsal histerinin etkisiyle olușan așırı
talep sonucu, fiyatların mantık sınırlarını zorlayan noktalara gelmiș olması, psikolojinin finans
piyasalarındaki önemini açıkça ortaya koymaktadır.
Günümüzde ise teknolojinin ilerlemesi ve bilgi birikiminin artması nedeniyle finansal
balonların çapı çok daha küçük olmaktadır.Ancak 2007 yılında meydana gelen ve etkileri
hala devam eden subprime krizinin de emlak sektöründeki balondan kaynaklandığı
unutulmamalıdır.


0 yorum:
Yorum Gönder